Sonsuz barışın teminatı Lozan Antlaşması’nın 103. yıldönümü

Haber gorseli

Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanıldı. Askeri zaferin diplomatik tescili ise 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrinde imzalanan antlaşma ile oldu. Bugün, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için sonsuz barışın teminatı kabul edilen, savaş meydanında kazanılanların masada korunduğu ve üzerine yenilerinin konulduğu Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıldönümü. Tarihçi Prof. Dr. Hakkı Uyar, antlaşmanın sürecini ve önemini Cumhuriyet’e anlattı.

‘DİRENMEK VE KURTULUŞ SAVAŞI’NI DESTEKLEMEK AKILLARINDAN BİLE GEÇMİYORDU’

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti’nin Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladığını, bu ateşkesin Sevr’in habercisi niteliğinde olduğunu anlatan Uyar, “Sevr’in öncülü olarak Mondros (30 Ekim 1918), işgaller ve paylaşım için Osmanlı ordusunun dağıtılmasını ve silahlarına el konulmasını sağladı; ardından işgaller için gerekli mazereti (7. ve 24. maddeler) yarattı. Paris Barış Konferansı’nda Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın eline verilen ağır Sevr metni Padişah-Halife, Hükümeti ve Saltanat Şurası antlaşma metnini onayladı. 22 Temmuz 1920 tarihinde toplanan Şura, 10 Ağustos 1920’de imzalanacak olan Sevr Barış Antlaşması’nın içeriğinin görüşülmesi amacıyla Osmanlı devlet adamlarını bir araya getirdi. Türk tarihinin en ağır antlaşması olan Sevr metni, İstanbul hükümeti ve yandaşlarına bile ağır gelmişti. Ancak onlar yine de antlaşmayı imzalamaktan başka çare göremiyorlardı. Zaman içerisinde İngiltere’ye yaltaklanarak antlaşmayı hafifletmek gibi bir hayale kapılmışlardı. Direnmek ve Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek akıllarından bile geçmiyordu. Hatta direnişin İtilaf Devletlerinin kızgınlığını çekeceği, elde kalanların da gideceği endişesi içerisindeydiler” dedi.

SEVR, NASIL KOŞULLARDA İMZALANDI?

İtilaf Devletleri’nin antlaşmanın ya 10 gün içerisinde olduğu gibi imzalanmasını ya da Türklerin Avrupa’dan sonsuza kadar kovulacağı söylemlerini anımsatan Uyar, “Damat Ferit Paşa adına Bağdatlı Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve Bern büyükelçisi Reşat Halis Beylerden oluşan heyet, 10 Ağustos 1920‘de Sevr Antlaşması’nı imzaladı. Sevr’i imzalayanlardan biri olan Rıza Tevfik, anılarında Sevr’i neden ve nasıl imzaladıklarını şöyle anlatıyor: ‘1920 senesi Ağustos’unun onuncu günü muahedeyi imzalamak üzere Sevres çini fabrikasındaki büyük salona davet olunduk. Yerlerimizi aldık, oturduk. Sol tarafımızda, bir iki iskemle aşırı, Venizelos riyaseti altındaki Yunan murahhas heyeti yer almıştı. Evvelce arz etmiş olduğum gibi, bize ağız açmak memnu idi. Yalnız imza etmek düşüyordu. Evvela Venizelos imzaya davet olundu. O zaman salonda toplanmış olan birçok Yunanlılar Venizelos’a suret-i mahsusada hazırlanmış altından mamul dolma bir kalem hediye ettiler ve kendisini alkışladılar. Venizelos muahedeyi bu altın kalemle imza ettikten sonra bizi çağırdılar biz de, sıra tertibi üzere, evvela Hadi Paşa, sonra ben, sonra da Reşad Halis Bey muahedeyi imzaladık ve mühürledik. Sonra salondan çıkıp gittik.’” anlatısını yaptı.

‘VENİZELOS’UN ALTIN KALEMİ, LOZAN’DA TARİHİN ÇÖP SEPETİNE GİTTİ’

‘UZUN ÖMÜRLÜ ENDER ANTLAŞMALARDANDIR’

Lozan’ı, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada eşitlik ve tanınma belgesi olarak tanımlayan Uyar, şunları söyledi:

yok

Author: Onur Çelik